Sendika İçin Spor Adamları Ne Dediler?
index.php

Sendika İçin Spor Adamları Ne Dediler?

Mayıs 9, 2008

METİN KURT Eski Milli Futbolcu: Günümüzde spor oyun olmaktan, sporcularda oyuncu olmaktan çıkarılmıştır. Spora damgasını vuran burjuva rekabet ideolojisi sporu metalaştırmış, sporcuları da şovmenleştirmiştir. Spor egemenler için kitleleri avutma uyutma aracı, sporcular için ise kestirmeden köşeyi dönme aracı haline getirilmiştir. Bugün arenalarda iki tip sporcu kullanılmaktadır.

Saha dışı yaÅŸamlarında tutucu, ailesine sadık, egemenlerin karşısında boyunları bükük, itaatkâr, saygıda kusur etmeyen namazında niyazında olanlar birinci tipi oluÅŸturur. Bunlar “Gülen” ile birlikte gülerler. Asi, derbeder, jigolo denebilecek futbolcularda çok uzun bir süre olmasa da arenalarda görülebilir. Bunlarda ikinci tipi oluÅŸtururlar. Bu iki tipin de ortak özelliÄŸi kullanıma elveriÅŸli olmalarıdır. Egemenler bu iki tip futbolcu aracılığı ile egemenliklerini çaktırarak ya da çaktırmadan güvenli biçimde sürdürür. Arada sırada arenalarda bir de sadece ayakları ile düşünmeyen futbolcular da çıkabilir.

Bu futbolcular istisna kategorisine girer. Sporcuların örgütlenmesi için bu istisna kategorisine giren sporcuların çoÄŸalması gerekmektedir. Bu zorunluluk kendiliÄŸinden aşılamaz. Türkiye’de sağın spor ideolojisi “Ne saÄŸcıyız ne solcu futbolcuyuz futbolcu” deyimi ile netleÅŸtirilmiÅŸtir. Sporda eksik olan solun spor yaklaşımıdır. Türkiye de saÄŸ sporu ve sporcuyu istediÄŸi biçimde yönlendirip kullanmaktadır. Atılan her gol emekçi kalesine girmektedir. Sürdürülen spor uygulamalarında sporcuların kendi baÅŸlarına örgütlenip egemenlerin karşısına çıkma düşüncesi sadece romantizmdir. Sol sporda söz söyleyebilmek için sporda örgütlenme gereÄŸini bire bir sporculara anlatmak zorundadır. Bu da ancak sporcularla bire bir iliÅŸki ile mümkün olabilir.

Türkiye’de sol, spor pratiÄŸinde tribündeki sıradan sporseverden farklı bir yaklaşım içinde deÄŸildir. Sporu toplumsal açıdan yeniden deÄŸerlendirme görevi sola düşmektedir. Nasıl ki saÄŸ kesim kendine uygun namazında niyazında itaatkâr sporcular üretmiÅŸse solda kendine uygun, toplumsal sorumluluÄŸunu hissedebilen ve ülke sorunlarına duyarlı olan, özgür iradesini kullanabilen ve egemenlerin karşısında emeÄŸi ile dik durabilen sporcular yaratmalıdır. İşte bu noktada yaratılan sporcular 1 Mayıs’ta emeÄŸin bayrağını taşıyabilirler ve 1 Mayıs alanlarında bu güne kadar var olan sporun ve sporcuların boÅŸluÄŸunu doldurabilirler. İşte o zaman sporcularla 1 Mayıs, ütopya olmaktan çıkar ve emeÄŸin hakkını arayan herkes gibi sporcularda gereken eylemi çekincesiz yapar ve sporcuların 1 Mayıs alanlarında olması ütopyası “Åžu gök kubbede bir hoÅŸ seda” olmaktan çıkar.

Yiğiter Uluğ Spor Yazarı:
Konunun vahameti ortada. Kapitalist ülkeler diyerek, mevcut düzenin sorumlusu olarak gördüğümüz ülkelerin her birisi, sporcusunun da, kulüplerinin de yaÅŸam kalitelerini en üst düzeye çekecek çalışmaları seneler evvel yapmışlar. Bugün NBA’yı ele alacak olursak eÄŸer, sendikasız olmanın imkânsız olduÄŸunu biliyoruz. Ayrıca, bu organizasyonun yıllık toplam gelirinin en az yüzde 40-45′i sporculara dağıtılmak zorunda. Daha önce söylediÄŸim gibi, bana kalırsa ilk önce alt liglerdeki sporcuların örgütlenmeye ihtiyacı var. Çünkü onlar, Süper Lig oyuncularıyla kıyaslanamayacak kadar zor durumda. Medyanın gözü önünle olmayan, her an maçta ya da sokakta dayak yeme ÅŸansı olan onlar. Bir birikim, kültür meselesidir örgütlülük. Buna en fazla ihtiyaç duyanların, en uzakta durmasını anlamak mümkün deÄŸil.

Tanıl Bora Spor Yazarı, Çevirmen, Yayıncı, Editör:
Bu durum öncelikle özlük haklarıyla alakalıdır. İnsanlar hayatta özne olmayı beceremiyorsa, başka ne olursa olsunlar, o noktada sorun var demektir. Sporcular bu konuda başlı başına eksikler. Toplumun eksikliği de keza öyle. Basit bir yurttaş gibi haklarını aramayı istemeleri lazım ilk önce. Daha birkaç seneye kadar futbolcuların soyadları bilinmezdi. Küçük Ahmet, büyük Mehmet diye tanınmanın neresi doğru? En popüler oldukları dönemde bile bir anda ismi çizilebiliyorsa bir futbolcunun, çıkıp kendini ifade etmesi gerekir. Bunun da yolu örgütlü mücadeleden geçer.

Gökmen Özdemir Vatan Gazetesi Spor Yazarı:
Sporcu sendikalarının olmayışı, Türkiye”de sporcuların yaptıkları iÅŸe sahip çıkmaması anlamına gelir ki bu, defalarca tekrarlandığından, bir sporcunun iÅŸine sahip çıkmaması örneÄŸinin en uç noktasıdır. Türkiye”de sporcular mesleklerine sahip çıksalar ne onların akıttıkları tere, ne de harcadıkları emeklere kimse “ÅŸaibe”, “ÅŸike”, “sahtekârlık” gibi kara lekeler bulaÅŸtıramaz. Yöneticiler de çıkıp onların emekleri üzerinden kendi reklâmlarını bu kadar kolay yapamaz. Sporcu kendine sahip çıkmadığı için kimse de onlara sahip çıkmaz!

Mehmet Ayan Lig Radyo Genel Yayın Yönetmeni, Gazeteport Spor Yazarı:
Futbolcuların da antrenörlerin de sendikaya ihtiyacı olduğu kesin. Zaten ülkemiz çalışma hayatında bunun yerleşik hale gelmesi hepimizin ortak dileği olmalı. Bunları hepimiz biliyoruz. Peki sabahlara kadar, sayfalarca, dakikalarca futbol yorumlayan gazetecilerin sendikası var mı? Bunun peşinde koşan var mı? Medya mensuplarının futbolu yorumlarken beyinleri ne kadar özgürdür? O mahkûm beyinlerin üreteceği fikirler de elbette reyting temelli, tiraj temelli olacaktır. Her yorumcu da kendini o sistemin parçası olmak zorunda hissedeceği için, hissettiği için, ekonomik olarak bu sistem içinde kalmak zorunda olduğu için, beyin üretimlerindeki finali üç büyüklerle, reyting/tiraj temelli yapacaktır.

Müslüm Gülhan Haliç Üni. Spor Bölüm Bşk., BirGün Gazetesi Spor Yazarı:
Demokrasinin tüm kurallarını benimsemiş olan toplumlar, sosyal güvenceyi ve sosyal hakkı bir yaşam şekli olarak algılar. Yaşam güveninin olmazsa olamaz koşuludur bu. Hangi meslek grubunda olursanız olun bir şey değişmez. Profesyonel sporlarda bunun içindedir, özellikle gelişmiş ülkelerde. Bizim gibi (…) ülkelerde, sendika kelime anlamı itibari ile sakıncalı durumdadır.

Hele hele futbolda. Avustralya Ragbi İşverenleri Sendikası, kendi bütçesinden para ayırarak, Avustralya Ragbi Oyuncuları Sendikasını kurmuÅŸtur. Nedenini ise sporcu performansını arttırmak olarak açıklamışlar. Bu durum bile her ÅŸeyi açıklamaktadır. Önce insan gibi yaÅŸam, sonra gelecek kaygısı taşımamak ve sonuç üstün verimlilik. Sanırım her ÅŸey burada belli oluyor. Bizim, sporcu sendikası koÅŸullarımız henüz oluÅŸamamıştır. Birincisi spor iÅŸ kolu olarak kabul edilmemektedir (Çalışma Bakanlığı’nın belirlediÄŸi 28 iÅŸkolu içinde). İkincisi, kulüpler dernek yapısından AÅž ye geçmek zorundadır. Ama öncelikle, iÅŸe Futbol Kulüpleri İşverenler Sendikasının kurulması ile baÅŸlanılmalı.

Hürser Tekinoktay T. Direktör, Spor Yazarı:
1964 yılının sonbaharında Futbolcular Sendikası ilk kuruluÅŸunun ardından Sendika BaÅŸkanı ve kurucusu olan deÄŸerli büyüğümüz Tekin Bilge ile konuÅŸuyorum. Kendisi Ali Beratlıgil, Naci Özkaya, Selahattin Torkal, Turgay Åžeren, Şükrü Gülesin, Necati Karakaya, İsmail ve Metin Kurt kardeÅŸler, Ogün Altıparmak, Şükrü Birant gibi sporcu dostlarıyla kurdukları sendikanın 1964 Aralık’ında Ali Sami Yen Stadı’nda oynanan Türkiye - Bulgaristan maçında çöken tribünlerin sonucunda Ali Sami Yen”de maçların yasaklanmasıyla sendikanın ilk faaliyetini gerçekleÅŸtirdiÄŸini anlatıyor.

“Bizi Mithat PaÅŸa Stadına gönderdiler maçları orada oynamaya baÅŸladık ama bir de ne görelim bizden önce konkurhipik (engelli at yarışları) müsabakaları düzenleniyor, bırakın sakatlık riskini neredeyse at pisliklerinin sonucu tetanos olacağız” diye devam ediyor. Ve arkasından “maçlarımız burada oynanırsa boykot edeceÄŸiz” diyerek ilk grev giriÅŸiminde bulunmamız sonucu maçlarımızı Ali Sami Yen stadına tekrar aldırmayı kabul ettirebildik, ama sonucunda neredeyse komünist damgası yiyorduk” diyor Tekin Abi. Malûm, o zaman 141.madde oldukça gaddar! Åžimdi futbolcuların sendikalaÅŸma hakkı tekrar gündeme gelmekte.

Tabii ki hukuksal mevzuata göre kulüpleriyle hizmet akdi ÅŸeklinde iÅŸ sözleÅŸmesi yapan futbolcular S.Sigortalar Kurumu’nun kendilerini tanımasıyla neticede bir nevi işçidir. Åžimdi “nasıl milyon dolarlara imza atan sporculara işçi gözüyle bakılır?” denilebilir. Ancak bu yüklü sözleÅŸmeleri yapan futbolcular profesyonel sporcuların sadece yüzde 15- 20″lerini bile teÅŸkil etmezler. Ve sadece hayatlarının 10 yıla yakın bir sürecinde faaliyetleri bulunmaktadır. Maddi bakımdan yetersizlik içinde olan bir sürü futbolcu düşünüldüğünde, sendikanın Türkiye için ne kadar gerekli olduÄŸu ortaya çıkmaktadır.

Fenerbahçeli eski milli futbolcu Erol Togay’ın geçirdiÄŸi hastalıktan sonra ekonomik durumunun yetersizliÄŸinden dolayı ne kadar yardıma ihtiyacı olduÄŸu ne yazık ki birçok kiÅŸi tarafından henüz bilinmemekte. Yine bazı futbolcular alacaklarını istedikleri zaman, yaz aylarında kızgın güneÅŸin altında idman programı koydurup bu idmana gelmeyince de noter tarafından tutanak hazırlatıldığının hâlâ ne kadar revaçta olduÄŸu da yine bilinmemektedir. Bu örnekleri sıralamaya baÅŸlarsak sayfalar dolusu konu bulabiliriz. Onun için sonuca geçip ” Bu kadar çıkarları üzre yöneticilik yapan, gaddar futbolcu tacirleri, ruhsal saÄŸlığı bozuk olan yönetici ve spordan sorumlu bazı kiÅŸiler varken, futbolcuların acilen sendikalaÅŸmaya gitmesi ÅŸarttır.”

Tuncer Keçecİ İstanbul İl Hakem Gözlemcisi:
Türkiye’de emekçi olmak çok zor. Hakkın, hukukun peÅŸinde koÅŸmak çok zor. EmeÄŸinizin karşılığını almak ise çok daha zor. Sosyal güvenlik yasasıyla kaybettiÄŸimiz haklar ortada ama kimsenin saygısı yok. Ülkemizde futbolcu sendikası yok, hakem sendikası yok, antrenör sendikası yok, spor muhabiri sendikası yok. Yok oÄŸlu yok. Profesyonel Futbolcular DerneÄŸi diye bir dernek var. Ben kendimi bildim bileli baÅŸkanı Turgay Åžeren’dir. Ben bugüne kadar, bu derneÄŸin, hakkı yenilen, kulübünden parasını alamayan, sakatlanıp maÄŸdur olan pek çok futbolcu olmasına raÄŸmen bir ÅŸey yaptığını duymadım.

Türkiye Faal Futbol Hakemleri ve Gözlemcileri DerneÄŸi adı altında faaliyet gösteren hakem derneÄŸi de maalesef yıllardır sosyal bir örgüt olmanın çok uzağında. Hakemlerin sendikası gibi faaliyet göstermesi gerekirken Merkez Hakem Komiteleri’ne göbekten baÄŸlı, onlara taban oluÅŸturma derneÄŸi olarak faaliyetlerine devam ediyor. Özetle ÅŸunu söylemek istiyorum: Bütün spor emekçilerinin sendikalı yaÅŸam hakkı, mutlaka kabul edilmeli ve desteklenmelidir. İşte o zaman, sporda dönen birçok kirliliÄŸin de önüne geçilmiÅŸ olur.

Aziz Çelik Kristal-İs Sendikası Uzmanı, BirGün Gazetesi Yazarı:
KuÅŸkusuz, sorunu sadece futbolcuların deÄŸil genel olarak sporcuların ve spor çalışanlarının sendikalaÅŸması olarak ele almak gerekir. Sporcuların sendikalaÅŸmasının yasak olduÄŸuna iliÅŸkin kanaat 4857 sayılı İş Yasası ile 2821 sayılı Sendikalar Yasası’nın hükümlerinin birbirine karıştırılmasından kaynaklanıyor. İş yasasının 4/g maddesi sporcuları -ancak spor çalışanlarını deÄŸil- iÅŸ yasası kapsamı dışında bırakıyor. Ancak iÅŸ yasasının kapsamı dışında kalmak sendikalaÅŸma hakkını ortadan kaldırmaz. İş yasası kapsamı dışında olmak işçi olmayı/ücretli olmayı engellemez.

İş yasası iÅŸ sözleÅŸmesi ile çalışanların önemli bir bölümünü kapsıyor ama tümünü deÄŸil. BirleÅŸmiÅŸ Milletler, Uluslararası Çalışma Örgütü ve Avrupa Konseyi sözleÅŸmeleri esas alınmalıdır. ILO’nun 87 ve 98 sayılı sözleÅŸmeleri, İnsan Hakları Avrupa SözleÅŸmesi ve Avrupa Sosyal Åžartı tüm çalışanların sendikalaÅŸma hakkını güvence altına almaktadır. Tekrar edelim, sporcuların/futbolcuların sendikalaÅŸması konusunda hiçbir yasal/hukuksal engel yoktur. Sporcuların sendikalaÅŸması için hemen bugün adım atılabilir ve somut sendikal hedef olarak da sporcuların iÅŸ yasası kapsamına alınması savunulabilir.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Popülerlik: 8%

Etiketler: , , , , ,

Yorumlar

Kim yazmak istemiÅŸti?