Siyaset hakikatler ve olgular üzerinden yapılır. Muktedirler ise çoğu kez hakikatlere ve olgulara doğrudan karşı çıkmazlar. Kavramların içini boşaltarak yaparlar bunu. Beşiktaş Genel Kurulu’na dört gün kaldı. Tepetaklak olmuş kavramları konuşmanın tam zamanı. Aslında öteki kulüplerde ve memlekette durum pek farklı değil.
Popüler kültürün en büyük becerisi, anlattığı hikâyelerin tek hakikat olduğuna sizi inandırması…
Eskiden şikenin de bir ‘raconu’ vardı. Ya şampiyonluğa gidenler ya küme düşmemeye oynayanlar, ya da bir üst lige çıkmaya çalışanlar yapardı. Bu durumları etkileyecek garip sonuçlardan şüphe duyardınız.
Malumunuz, Galatasaraylı basketbolcu Cemal Nalga, yabancı bir takımla yapılan dostluk maçına, cezalı olduğu için, arkadaşının formasıyla çıkmıştı.
Üç olay... Sondan başlayayım. Bir: Pazartesi akşamı Premier Lig’de oynanması gereken Wigan-Bolton maçı elverişsiz hava koşulları nedeniyle ertelendi.
Biz yazar çizer takımı, çoğu kez toplumu şekillendireceğimizi sanırız. Oysa yazılan çizilenler sadece bir sestir, bir etkidir. Toplum kendi dinamikleri içinde evrilir, bazen de sıçrayıp devirir gider. Benim gibi hep anlamaya çalışanları bile şaşırtarak… Cuma akşamı Beşiktaş-Diyarbakırspor maçında şaşırdığım gibi… Rüya gibiydi. Beşiktaş ve Diyarbakır tribünleri iki takımın futbolcularını birlikte tribüne çağırdı. Birlikte ‘Siyah-beyaz’ve ‘Yeşil-kırmızı’ çektiler. [...]
Beşiktaş Fenerbahçe derbisinden pek umutlu değildim. Futbol açısından. Hayalimizi genişleten ve “Benim için kazanmak değil, iyi oynayarak kazanmak önemlidir” diyen Denizli, bu sezon pek sıkıntılıydı.
Spor Sergi’de sabahın 10’unda, 11’inde olurdu minik takım maçları... O saatte salona girer, maçımızı yapar akşama kadar öteki karşılaşmaları izlerdik.
Geçen hafta, “Fenerbahçe yönetimi derbide olanlara münferit olay diyor ama bu olayları çıkaran fertleri bir türlü belirleyemiyor” diye yazmıştım. O gün açıklama geldi. Yönetim olay çıkardığını görüntülerden belirlediği sekiz kişiyi Emniyet’e vermiş.