Beşiktaş’ın UEFA’dan men cezası aldığı karar metni
UEFA soruşturmasında adı geçen Serdal Adalı, Ahmet Ateş ve Tayfur Havutçu hakkında ki iddilar ile Beşiktaş'ın UEFA'dan men cezası alması hakkında ki UEFA karar metni

CAS, UEFA’nın Beşiktaş için verilen men cezasını onadı.
CAS, UEFA’nın Beşiktaş için verdiği 1 yıl Avrupa kupalarından men cezasını onadı. Bu durumda Beşiktaş, bugün çekilecek olan UEFA Avrupa Ligi kuralarında yer alamayacak.
Beşiktaş’ın UEFA’dan men cezası alması hakkında CAS 2013/A/3258 Beşiktaş Jimnastik Kulübü v. UEFA karar metni.
CAS 2013/A/3258 Beşiktaş Jimnastik Kulübü / UEFA süreci, tarafların savunmaları ve heyetin hukuki değerlendirmesi
HAKEM KARARI
Spor Tahkim Mahkemesi tarafından verilmiştir.
Hakem Heyeti:
- Başkan: Milano, İtalya’dan avukat Fabio Iudica
- Hakemler: Düsseldorf, Almanya’dan avukat Prof. Dr. Martin Schimke
- Tel Aviv, İsrail’den avukat Efraim Barak
- Ad hoc kâtip: Lozan, İsviçre’den avukat Serge Vittoz
Taraflar:
- Beşiktaş Jimnastik Kulübü, İstanbul, Türkiye
Zürih, İsviçre’den avukatlar Amr Abdelaziz ve Philipp J. Dickenmann tarafından temsil edilmiştir.
Temyiz Eden - Avrupa Futbol Federasyonları Birliği (UEFA), Nyon, İsviçre
Lozan, İsviçre’den avukat Dr. Jean-Marc Reymond ve Londra, Birleşik Krallık’tan Adam Lewis Q.C. tarafından temsil edilmiştir.
Davalı
GİRİŞ
- Bu temyiz başvurusu, Beşiktaş Jimnastik Kulübü tarafından, UEFA Temyiz Kurulu’nun 11 Temmuz 2013 tarihli kararına karşı yapılmıştır. Söz konusu karar, kulübün eski teknik direktörü Tayfur Havutçu ile eski yönetim kurulu üyesi Serdal Adalı’nın, 11 Mayıs 2011 tarihinde Beşiktaş ile İBB Spor arasında oynanan 49. Türkiye Kupası final maçının manipülasyonuna karıştıkları iddiası nedeniyle, Beşiktaş’ın 2013-2014 UEFA Avrupa Ligi’nden men edilmesini öngörmektedir.
I. TARAFLAR
A. Beşiktaş Jimnastik Kulübü
- Beşiktaş, Türkiye Futbol Federasyonu’na (“TFF”) bağlı bir Türk futbol kulübüdür. TFF de UEFA’ya bağlıdır.
- Beşiktaş, ilgili olayların yaşandığı dönemde Türkiye’nin birinci ligi olan Süper Lig’de mücadele etmekteydi.
B. UEFA
- UEFA, merkezi Nyon, İsviçre’de bulunan ve İsviçre hukukuna göre kurulmuş bir dernektir. UEFA, Avrupa futbolunun yönetim organıdır; Avrupa futboluna ilişkin tüm meselelerle ilgilenir ve bağlı ulusal federasyonlar ile onların kulüpleri, yöneticileri ve oyuncuları üzerinde düzenleyici, denetleyici ve disiplin yetkileri kullanır.
- UEFA, dünya futbolunun yönetim organı olan FIFA’nın altı kıtasal konfederasyonundan biridir. FIFA’nın merkezi Zürih, İsviçre’dedir.
- UEFA’nın görevlerinden biri, Avrupa düzeyinde uluslararası futbol müsabakaları ve turnuvaları düzenlemektir. Bu kapsamda, her yıl kıtanın dört bir yanından profesyonel futbol takımlarını bir araya getiren UEFA Avrupa Ligi düzenlenir.
II. OLGUSAL ARKA PLAN
- Aşağıda, tarafların yazılı beyanları ve duruşmada sunulan deliller temel alınarak, başlıca ilgili olayların ve iddiaların özeti yer almaktadır. Gerekli görüldüğünde, aşağıdaki hukuki tartışma ile bağlantılı ek vakıa ve iddialara da yer verilecektir. Hakem heyeti, tarafların sunduğu tüm olayları, iddiaları, hukuki argümanları ve delilleri değerlendirmiş olmakla birlikte, kararında yalnızca gerekçesini açıklamak için gerekli gördüğü hususlara atıf yapmaktadır.
A. Maç öncesinde Beşiktaş’ın sportif durumu
- Mart 2011’de kulübün teknik direktörü Bernd Schuster istifa etmiş, yardımcısı Tayfur Havutçu sezon sonuna kadar bu göreve getirilmiştir.
- O tarihte kulüp Süper Lig’de 5. sırada bulunmakta ve lider takımlar Fenerbahçe SK ile Trabzonspor’un 21 puan gerisinde yer almaktaydı. Buna rağmen Türkiye Kupası’nda yoluna devam ediyor ve Nisan 2011’de oynanacak yarı finalde Gaziantepspor ile eşleşmiş bulunuyordu.
B. Yusuf Turanlı hakkında yürütülen soruşturma
- Yusuf Turanlı, Türk futbol dünyasında tanınan bir isimdir. 2011 yılında Samsunspor’da oynayan Kemal Tokak ile İBB Spor’da oynayan İbrahim Akın ve İskender Alın dâhil çeşitli oyuncuların menajerliğini yapmaktaydı.
- Mart 2011’de, şike ile bağlantılı bir soruşturma kapsamında Türk polisi, Turanlı’nın telefon görüşmelerini kaydetmeye ve mesajlarını izlemeye başladı. Bu çalışma sonucunda, uzun süredir birbirini tanıyan Havutçu ile Turanlı’nın, Mart sonu 2011 ile Mayıs başı 2011 arasında onlarca kez görüştüğü tespit edildi.
C. 2011 Türkiye Kupası yarı finalleri
- 2011 Türkiye Kupası yarı finalleri, Beşiktaş-Gaziantepspor ve İBB Spor-Gençlerbirliği eşleşmeleri arasında oynandı.
- İç saha ve deplasman maçlarının ardından, sırasıyla 20 ve 21 Nisan 2011’de Beşiktaş ile İBB Spor finale yükseldi.
D. Kupa finalinden önceki hafta yaşananlar
- 11 Mayıs 2011’de oynanacak kupa finalinden önceki hafta, kulüp yetkilileri ile Yusuf Turanlı arasındaki görüşmeler yoğunlaştı.
- Bu kapsamda çeşitli telefon görüşmeleri yapıldı ve bunlar dinlemeye takıldı; ayrıca 7 ve 9 Mayıs 2011 tarihlerinde toplantılar düzenlendi. Bu görüşme ve toplantıların içeriği kararın ilerleyen kısmında incelenmektedir.
- Turanlı ile oyuncular arasındaki çok sayıda konuşma da dinlemeye takılmış ve bu kişiler arasındaki mesajlaşmalar Türk polisi tarafından tespit edilmiştir.
E. Kupa finali
- Kupa finali 11 Mayıs 2011 tarihinde oynandı. Beşiktaş maçın ilk yarısında 1-0 öne geçti; ancak İBB Spor ikinci yarıda İbrahim Akın’ın penaltı golüyle eşitliği sağladı. Maç, penaltılar sonunda Beşiktaş’ın 6-5 üstünlüğüyle sona erdi.
F. TFF raporları ve kararları
- Devam eden ceza soruşturması, TFF’yi, Beşiktaş ile İBB Spor arasında oynanan kupa finali dâhil, şüpheli görülen tüm futbol maçlarını incelemeye yöneltti.
- TFF Etik Kurulu ile TFF Disiplin Kurulu, olayları inceledi. Soruşturmalar sonucunda bu kurullar, kulübü ve kulüp yetkilileri Serdal Adalı ile Tayfur Havutçu’yu, ayrıca Ahmet Ateş’i, söz konusu maçla bağlantılı şike faaliyeti suçlamasından akladı. TFF kurulları bu kararlara sırasıyla 26 Nisan 2012 ve 6 Mayıs 2012 tarihlerinde oybirliğiyle ulaştı.
- Etik Kurulu, ceza soruşturmasında toplanan tüm delillere tam erişim sağlandıktan sonra 15 Ağustos 2011 tarihinde yeni bir rapor daha hazırladı; ancak ek incelemelere rağmen kurulun görüşü değişmedi.
G. Kulüp yetkililerinin ceza mahkûmiyetleri
- 2 Temmuz 2012 tarihinde İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi, önündeki delillere ve dinlediği tanıklara dayanarak, kulüp yetkililerini 11 Mayıs 2011’deki Beşiktaş-İBB Spor kupa finaliyle ilgili şike faaliyetlerinden mahkûm etti.
- Mahkeme, bu yetkililere 1 yıl 3 ay hapis cezası, para cezası ve futbolla ilgili faaliyetlere ilişkin çeşitli yasaklar verdi.
H. UEFA nezdindeki disiplin süreci
- 2012/2013 sezonu sonunda Beşiktaş, kupa finalindeki galibiyet sayesinde 2013/2014 UEFA Avrupa Ligi’ne katılma hakkı kazandı.
- 7 Mayıs 2013 tarihinde kulüp, Katılım Kriterleri Formu’nu doldurup imzalayarak UEFA’ya sundu. Kulüp, TFF veya Türk mahkemeleri nezdinde kendisi ya da yetkilileri aleyhine yürütülen süreçlerden söz etmedi.
- Ancak 9 Mayıs 2013 tarihinde Beşiktaş, forma ek olarak UEFA’ya ilave bilgi sundu ve TFF nezdindeki disiplin sürecini ve Adalı ile Havutçu’nun mahkûm edildiği ceza davasını UEFA’ya bildirdi.
- 7 Haziran 2013 tarihinde UEFA Genel Sekreteri, dosyayı UEFA Kontrol ve Disiplin Kurulu’na sevk etti.
- 21 Haziran 2013 tarihinde UEFA Kontrol ve Disiplin Kurulu, mevcut delillere dayanarak, UEFA Avrupa Ligi 2013/2014 Talimatı’nın 2.08 maddesinin uygulanabilir olduğu ve bu nedenle kulübün 2013/2014 UEFA Avrupa Ligi’ne katılmaya uygun olmadığı sonucuna vardı.
- Kulüp, bu karara karşı 28 Haziran 2013 tarihli başvuruyla itiraz etti.
- 15 Temmuz 2013 tarihinde UEFA Temyiz Kurulu, UEFA Kontrol ve Disiplin Kurulu kararını onadı.
III. CAS ÖNÜNDEKİ TAHKİM SÜRECİNİN ÖZETİ
- 17 Temmuz 2013 tarihinde temyiz eden taraf, itiraz edilen karara karşı acil geçici tedbir talebinde bulundu. Ayrıca, yargılamanın CAS nezdinde hızlandırılmış usulle yürütülmesini istedi.
- 18 Temmuz 2013 tarihinde temyiz eden taraf, CAS’tan şu kulüplerin de davalı olarak eklenmesini talep etti:
- Bursaspor Kulübü Derneği
- Kayserispor Kulübü
- Kasımpaşa Spor Kulübü
- Aynı gün UEFA, CAS’a:
i. İtiraz edilen kararın adil, yerinde ve uygun olduğunu düşündüğünü,
ii. yargılamanın hızlandırılmış usulle yürütülmesi gerektiğini,
iii. temyiz eden tarafın yürütmenin durdurulmasına hak kazandığını kabul etmeksizin, CAS’ın en geç 29 Ağustos 2013 veya 8 Ağustos 2013 tarihinde nihai karar vermesi şartıyla kararın yürütmesinin durdurulmasına itiraz etmediğini bildirdi.
UEFA ayrıca, yukarıdaki kulüplerin davalı olarak eklenmesine karşı çıktı; çünkü uyuşmazlığın, temyiz eden ile davalı arasındaki bir disiplin meselesi olduğunu belirtti. UEFA’ya göre, bu kulüpler sürece katılmak istiyorlarsa CAS Kuralları’nın 43.1 maddesi uyarınca müdahale talebinde bulunabilirlerdi.
- Yine 18 Temmuz 2013 tarihinde Bursaspor, CAS’a:
i. mevcut yargılamanın tarafı olmadığını,
ii. meselede meşru menfaatinin bulunduğunu,
iii. geçici tedbir talebinin reddedilmesi gerektiğini bildirdi. - Aynı günün ilerleyen saatlerinde Beşiktaş, yukarıdaki üç kulübün davalı olarak eklenmesine ilişkin talebini geri çekti. Nihai kararın verilme zamanına ilişkin olarak ise, kararın UEFA Avrupa Ligi play-off turu ikinci maçından bir gün sonra, yani 30 Ağustos 2013 saat 00.00’da verilmesi gerektiğini savundu.
- Aynı gün CAS, taraflara ve yukarıda belirtilen üç kulübe, mevcut davada tek davalının UEFA olacağını bildirdi.
- Tarafların hızlandırılmış usul üzerinde anlaşması üzerine CAS, itiraz edilen kararın yürütmesini durdurdu.
- 19 Temmuz 2013 tarihinde Bursaspor, mevcut davanın sonucundan doğrudan etkilenebileceğini ve bu nedenle meşru menfaati bulunduğunu ileri sürerek CAS Kuralları’nın 41.3 maddesi uyarınca müdahale talebinde bulundu.
- 24 ve 29 Temmuz 2013 tarihlerinde Beşiktaş sırasıyla temyiz dilekçesini ve gerekçeli temyiz layihasını sundu.
- 9 Ağustos 2013 tarihinde CAS, Bursaspor’a, uyuşmazlığın yalnızca temyiz eden ile davalı arasındaki saf bir disiplin meselesi olması nedeniyle, somut olayın koşullarında hukuki menfaatinin bulunmadığını ve bu yüzden müdahale talebinin reddedildiğini bildirdi. Heyet ayrıca Bursaspor’un mevcut davanın taraflarına karşı herhangi bir talebinin bulunmadığını ve bulunamayacağını değerlendirdi.
- 14 Ağustos 2013 tarihinde UEFA cevap layihasını sundu.
- 20 Ağustos 2013 tarihinde Lozan’daki CAS merkezinde duruşma yapıldı.
- 30 Ağustos 2013 tarihinde heyet kararın hüküm kısmını açıkladı.
IV. HAKEM HEYETİNİN OLUŞUMU
- 31 Temmuz 2013 tarihinde CAS Mahkeme Bürosu, taraflara, temyizi inceleyecek heyetin şu şekilde oluşturulduğunu bildirdi: Heyet Başkanı Fabio Iudica, temyiz eden tarafın atadığı hakem Prof. Dr. Martin Schimke ve UEFA’nın atadığı hakem Efraim Barak.
V. DURUŞMA
- 20 Ağustos 2013 tarihinde, Lozan’daki CAS merkezinde usulüne uygun şekilde duruşma yapıldı. Heyetin tüm üyeleri hazır bulundu.
- Duruşmaya şu kişiler katıldı:
Temyiz eden taraf adına:
- Yönetim kurulu üyesi Melih Sami Esen
- Hukuk müşaviri Özlem Sürekli
- Ayrıca Zürih’ten avukatlar Amr Abdelaziz ve Philipp Dickenmann
- Tercüman olarak Nazan Kızıltan Suzer ve Kudret Suzer
Davalı taraf adına:
- Disiplin ve Dürüstlük Hizmetleri Başkanı Emilio Garcia
- Londra’dan Adam Lewis Q.C.
- Lozan’dan avukatlar Dr. Jean-Marc Reymond ve Delphine Rochat
- CAS Tahkim Bölümü Başkanı ve Baş Hukuk Müşaviri William Sternheimer ile ad hoc kâtip Serge Vittoz, duruşmada heyete yardımcı oldu.
- Duruşmanın başında taraflar, heyetin ne kuruluşuna ne de bileşimine, ayrıca CAS’ın yargı yetkisine ilişkin herhangi bir itirazlarının bulunmadığını teyit ettiler. Taraflar ayrıca Ömer Durak ile Nail Gönenli’nin, sırasıyla Serdal Adalı ve Tayfur Havutçu’nun avukatları olarak, müvekkillerinin çapraz sorgusu sırasında salonda bulunmalarını kabul etti.
- Heyet şu tanıkları dinledi:
- Tayfur Havutçu
- Serdal Adalı
- Ahmet Ateş
- TFF Etik Kurulu üyesi Prof. Dr. Burak Oder
Bu tanıklar taraflarca çapraz sorguya tabi tutuldu ve heyetin sorularını yanıtladı.
- Taraflara ayrıca davalarını sunma, argümanlarını açıklama ve heyetin sorularını yanıtlama imkânı tanındı. Taraflar, duruşmanın sonunda, bu tahkim yargılamasında dinlenilme haklarının ve eşit muamele ilkesinin tamamen gözetildiğini açıkça kabul ettiler.
VI. TARAFLARIN BEYANLARININ GENEL GÖRÜNÜMÜ
- Aşağıda verilen özet, tarafların pozisyonlarının yalnızca genel bir taslağıdır ve ileri sürülen her bir iddiayı kapsamak zorunda değildir. Bununla birlikte heyet, tarafların sunduğu tüm beyanları dikkatle değerlendirmiştir; aşağıda açıkça değinilmemiş olsa bile. Tarafların yazılı beyanları, duruşmadaki sözlü sunumları ve itiraz edilen kararın içeriği hep birlikte dikkate alınmıştır.
A. Temyiz eden tarafın (Beşiktaş’ın) pozisyonu
- Beşiktaş, temyiz başvurusunda, gerekçeli layihasında ve duruşmada çok sayıda argüman ileri sürmüştür. Bunlar özetle şöyledir:
a. Olgular, kulübün amacının şike değil oyuncu transferi olduğunu göstermektedir
- 15 Mart 2011 tarihinde Bernd Schuster, Beşiktaş teknik direktörlüğünden istifa etmiş ve yardımcısı Tayfur Havutçu sezon sonuna kadar bu göreve getirilmiştir. O tarihte kulüp Süper Lig’de 5. sıradaydı, Fenerbahçe ve Trabzonspor’un 21 puan gerisindeydi; ancak Türkiye Kupası’nda mücadele etmeye devam ediyor ve Nisan 2011’de oynanacak yarı finalde Gaziantepspor ile karşılaşacaktı.
- Havutçu, profesyonel futbolculuk kariyeri boyunca hiçbir hukuka aykırı fiille ilişkilendirilmemiştir. İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi kararına karşı yaptığı başvurunun sonucu beklenirken, sabıka kaydı temizdir.
- Mart 2011’in sonunda Havutçu, bir sonraki sezon için Beşiktaş’a transfer edilmesi düşünülen oyunculardan oluşan bir liste hazırlamış ve bunu kulübün ikinci başkanı ve transfer komitesi başkanı olan Serdal Adalı’ya vermiştir. Türkiye’de yabancı oyuncu kotası bulunduğundan ve kulübün Türk oyuncu ihtiyacı olduğundan, listedeki futbolcuların çoğu Türk oyunculardan oluşuyordu; bunlar arasında Kemal Tokak, İbrahim Akın ve İskender Alın da vardı.
- Yusuf Turanlı, Türk futbolunda tanınan bir isimdi ve hâlen de öyledir. 2011’de yukarıda adı geçen üç oyuncunun da aralarında olduğu çeşitli futbolcuların menajerliğini yapıyordu.
- Beşiktaş’la ilgisi olmayan nedenlerle Türk polisi, 10 Mart 2011 tarihinde Turanlı’nın telefonlarını ve kısa mesajlarını izlemeye başladı. Bu çalışma sonucunda, Havutçu ile Turanlı’nın Mart sonundan Mayıs başına kadar onlarca kez görüştüğü anlaşıldı. Dolayısıyla bu görüşmeler, 2011 Türkiye Kupası yarı finalleri sonrası finalde hangi takımların oynayacağının belli olmasından çok önce başlamıştı.
- Esasen Havutçu ile Turanlı uzun zamandır birbirlerini tanımaktaydı ve telefon dinlemeleri başlamadan çok önce de düzenli olarak futbol meselelerini konuşuyorlardı. Ayrıca, 11 Mayıs 2011’deki Türkiye Kupası finalinden sonra da telefonla görüşmeye devam ettiler.
- İBB Spor’un yarı final galibiyeti ve İbrahim Akın’ın rövanş maçındaki iyi performansının ardından, oyuncu ve menajeri Turanlı, bazı büyük Türk kulüplerinin Akın’ı transfer etmek istediği yönünde bilgi yaymaya başladı.
- Beşiktaş ve teknik direktörü Havutçu, oyuncuya kulübün onunla ilgilendiğini göstermeye başlama baskısı altına girdi. Havutçu’nun Akın’a ilgisi özellikle 25 Nisan 2011 tarihli çeşitli medya haberlerinde yer aldı. Yine 25 Nisan 2011 tarihli bir basın haberinde, Beşiktaş’ın kupa finalinden sonra Akın için teklif yapmayı planladığı belirtilmişti.
- Benzer şekilde, Kemal Tokak için de ön transfer görüşmelerine başlanması yönünde Beşiktaş üzerinde baskı oluştu.
- 4 Mayıs 2011 tarihinde Havutçu, Turanlı’yı arayarak kendisinin ve kulübün Tokak, Akın ve Alın ile ilgilendiğini teyit etti. Bu, iki tarafın söz konusu oyuncuların muhtemel transferini ilk kez konuşması değildi. Beşiktaş’a göre bu telefon kaydının dökümü, kulübün şike girişiminde bulunduğunu değil, tersine oyunculara yönelik gerçek transfer ilgisini göstermektedir.
- Daha sonra, Serdal Adalı, Beşiktaş Transfer Komitesi üyesi Zülfikaroğlu ve Yusuf Turanlı arasında bir toplantı organize edildi. Bu toplantının ana konusu Kemal Tokak’ın transferi idi. Uygun tarih bulunmasındaki güçlük nedeniyle toplantı, Beşiktaş’ın o gün Bursa’da maç oynuyor olması sebebiyle 7 Mayıs 2011’de Bursa’da yapıldı. Toplantı, kulüp kafilesinin kaldığı otelin lobisinde gerçekleşti.
- Beşiktaş’a göre bu toplantıda sadece oyuncu transferleri konuşuldu; 11 Mayıs 2011 tarihli kupa finalinin ayarlanması konuşulmadı.
- İki gün sonra, 9 Mayıs 2011’de, Turanlı’nın talebi üzerine ikinci kısa bir toplantı yapıldı. Turanlı, Tokak’ın olası transferini daha ayrıntılı konuşmak istiyordu. Toplantı Serdal Adalı’nın ofisinde gerçekleşti ve Adalı, Zülfikaroğlu ile Turanlı hazır bulundu.
- Beşiktaş temsilcileri, bu toplantıda Akın ve Alın’ın olası transfer şartlarının doğrudan İBB Spor ile görüşülmesi gerektiğini açıkça belirttiler; çünkü oyuncuların İBB Spor ile bir yıl daha sözleşmesi vardı ve bu nedenle kulüp bonservis bedeli talep edebilirdi. Beşiktaş, Akın ve Alın’ı transfer etmek istiyordu; ancak bunu yalnızca Beşiktaş’tan İBB Spor’a kiralık olarak verilmiş bulunan Filip Holosko karşılığında düşünüyordu.
- Toplantının sonunda Turanlı, Adalı’ya transfer gerçekleşirse İbrahim Akın’a atlarından birini verip veremeyeceğini sordu. Adalı ise Akın’ın Beşiktaş’a dönmesi halinde atlara değil işine odaklanması gerektiğini söyledi. Bu talep, Turanlı’nın Akın’ın at yarışlarına çok meraklı olduğunu bilmesi nedeniyle yapılmıştı.
- Türk polisinin soruşturması çerçevesinde, Turanlı’nın kupa finali öncesindeki günlerde İBB Spor oyuncularından maçı iyi oynamamalarını isteyerek sonuca etki etmeye çalıştığı ortaya çıktı. Esasen, Beşiktaş ile transferin anlaşılmış olduğunu söylemiş, onlara transfer şartları hakkında gerçeğe aykırı bilgiler vermiş ve Beşiktaş’ın kupayı kazanmasının kendi çıkarlarına olacağını, çünkü ertesi sezon oynayacakları kulübün UEFA Avrupa Ligi’ne katılacağını ileri sürmüştü.
- Beşiktaş, Turanlı’nın neden böyle davrandığı konusunda ancak tahminde bulunabileceğini söyledi. Her hâlükârda, mevcut delillerin kulübün Turanlı’nın kupa finalinin sonucunu manipüle etme girişimine karışmadığını gösterdiğini savundu. Kulüp temsilcileri, bu girişimlerden TFF ve Türk ceza makamlarının soruşturmasına kadar haberdar değildi.
- Kupa finali 11 Mayıs 2011 tarihinde oynandı. Beşiktaş ilk yarıda 1-0 öne geçti; ancak İBB Spor ikinci yarıda İbrahim Akın’ın penaltısıyla eşitliği sağladı. Maç penaltılar sonunda Beşiktaş lehine 6-5 sonuçlandı.
- Transfer görüşmeleri kupa finalinden sonra da devam etti. Özellikle Serdal Adalı ile İBB Spor Başkanı, 23 ve 27 Mayıs ile 1 Haziran 2011’de üç kez telefonla görüştü ve İbrahim Akın’ın Holosko takası ile olası transferini müzakere etmek için yüz yüze de bir araya geldi. Bu görüşmede İBB Spor Başkanı, Holosko’yla ilgilenmediğini ve Akın’ın transferi için yüksek bir bonservis bedeli istediğini belirtti. Bunun üzerine Beşiktaş Transfer Komitesi, Akın transferini ilerletmeme kararı aldı.
- Buna göre şu sonuçlara varılabilir:
a. Beşiktaş’ın söz konusu oyuncuları transfer etme ilgisi, 2011 Türkiye Kupası finalinden çok önce başlamıştır.
b. Transfer görüşmeleri, kupa finalinden sonra Mayıs ve Haziran başında da sürmüştür.
c. Sonunda transfer gerçekleşmemiş olsa da, Beşiktaş’ın transfer girişimi gerçektir ve başka bir amaca hizmet etmemektedir.
b. TFF kararları, Beşiktaş’ın şikeye karışmadığını doğrulamaktadır
- TFF Etik Kurulu ile Disiplin Kurulu olayları incelemiştir. Çok ciddi ve derin araştırmalardan sonra, her iki kurul da Beşiktaş’ı ve temsilcileri Adalı, Havutçu ve Ateş’i, kupa finaliyle bağlantılı şike suçlamasından aklamıştır.
- TFF kurulları, Ağır Ceza Mahkemesi kararında değerlendirilmeyen ek telefon dinlemeleri gibi başka delilleri de dikkate almıştır.
- TFF Etik Kurulu’nun 15 Ağustos 2012 tarihli kararı, bu kurulun ikinci kararıydı. Ceza soruşturmasında toplanan tüm delillere (polis raporu ve ekleri, iddianame ve ekleri) tam erişim sağlandıktan sonra kurul dosyayı yeniden açtı.
- Etik Kurulu ancak tüm ek delilleri inceleyip ilgili kişileri dinledikten sonra, 15 Ağustos 2012 tarihli kararında Beşiktaş ve temsilcilerinin şikeye karışmadığını oybirliğiyle yeniden teyit etti.
c. Bir inceleme, Ağır Ceza Mahkemesi kararının ikna edici olmayan argüman ve delillere dayandığını göstermektedir
- UEFA’nın Beşiktaş’ı 2013-2014 Avrupa Ligi’nden men eden kararları, ilk derece Türk ceza mahkemesinin kulübün iki eski yöneticisini kupa finaline ilişkin şike nedeniyle mahkûm etmiş olmasına ve mahkemenin bu sonuca yüksek bir ispat standardı uygulayarak ulaşmış bulunmasına dayanmaktadır.
- Ancak UEFA, Beşiktaş’ı ve temsilcilerini tüm suçlamalardan aklayan TFF yargı organlarının kararlarını bilerek göz ardı etmiştir. Ayrıca mahkeme kararını ve orada atıf yapılan delilleri kendi başına incelemeye de tâbi tutmamıştır.
- Türk ceza makamları, Turanlı’nın telefonunu 10 Mart 2011’de, oyuncuların telefonlarını ise Nisan 2011 sonlarında dinlemeye başladı.
- Mahkeme, 29 Mart 2011 ile 2 Temmuz 2011 arasını kapsayan, Havutçu ile Turanlı arasındaki 60’tan fazla kayıtlı görüşmeden yalnızca beşini kararında delil olarak zikretmeye değer bulmuştur. Beşiktaş’a göre bu beş görüşmenin hiçbiri kulüp temsilcilerinin kupa finalini manipüle etmeye yönelik bir faaliyete katıldığını göstermemektedir. Tersine, 4 Mayıs 2011 tarihli konuşmada Havutçu, transfer girişiminin kupa finaliyle bağlantılı olmadığını açık ve tekrar tekrar ifade etmektedir. Aynı şekilde Ateş veya Adalı ile Turanlı arasındaki kayıtlı görüşmelerin hiçbiri, onların Turanlı’nın maç sonucunu manipüle etme çabalarına katıldığını göstermemektedir.
- Özetle Beşiktaş’a göre Ağır Ceza Mahkemesi kararı, kulüp temsilcilerinin şike faaliyetlerine karıştığına dair ikna edici bir delil ortaya koyamamaktadır. Tam tersine, mahkemenin atıf yaptığı deliller, kupa finalini etkilemeye çalışan tek kişinin, Beşiktaş’ın bilgisi ve dahli olmaksızın hareket eden Yusuf Turanlı olduğunu göstermektedir.
d. UEFA Avrupa Ligi Talimatı 2013-2014 Madde 2.08’in ihlali
- Beşiktaş’a göre madde 2.08 şu şekilde anlaşılmalıdır:
a. Bir kulüp, ancak gerçek şike faaliyetlerine katılmışsa, yani maç sonucunu manipüle etmeye yönelik hukuka aykırı eylemlerde bulunmuşsa bu hüküm uyarınca men edilebilir. Buna yönelmeyen faaliyetler, kulübün müsabakadan dışlanmasına dayanak olamaz.
b. Bu hüküm, yalnızca kulübün kendisinin, bir maçın sonucunu ayarlamaya veya etkilemeye yönelik faaliyete karışmış olması hâlinde uygulanabilir. Buna karşılık, kendisi şikeye karışmamış fakat muhtemelen ayarlanmış bir maçta oynamış kulübün korkacak bir şeyi yoktur; çünkü böyle bir kulübün men edilmesi, müsabakanın dürüstlüğünü ve itibarını koruma amacına hizmet etmez. Başka bir deyişle, şike sayılan fiilleri gerçekleştiren kişilerin eylemleri kulübe isnat edilebilir nitelikte olmalıdır.
c. UEFA, madde 2.08 uyarınca kulübün şikeye karıştığını “makul şüphenin ötesinde” ispat etmek zorunda olmayıp yalnızca “rahat bir kanaat” düzeyine ulaşmakla yetineceğini söylemektedir. UEFA, bu daha düşük standardın gerekçesi olarak genellikle kendi soruşturma yetkilerinin ulusal makamlarınkine göre sınırlı oluşunu ve şikeyle mücadelenin üstün önemini göstermektedir. Beşiktaş ise doğru ispat standardının “makul şüphenin ötesinde” olması gerektiğini savunmaktadır.
d. Madde 2.08, UEFA’nın bir kulübün şikeye karıştığı konusunda ancak “UEFA’nın elindeki tüm olgusal koşullar ve bilgiler temelinde” rahat bir kanaate ulaşabileceğini öngörmektedir. Dolayısıyla UEFA, men edip etmeme yönündeki kararını elindeki tüm ilgili bilgilere dayandırmak zorundadır.
- Beşiktaş’a göre, 2013/2014 Avrupa Ligi’ne katılım uygunluğunu reddeden ve bunu onayan UEFA yargı organları, UEFA’nın elindeki çok sayıdaki ilgili olgusal koşulu, bilgiyi ve delili kapsamlı biçimde değerlendirmeden karar vererek madde 2.08’i açıkça ihlal etmiştir.
- Beşiktaş ayrıca, 2012’de Birleşmiş Milletler Özel Raportörü Gabriela Knaul’un Türkiye’de yargıç ve avukatların bağımsızlığına ilişkin bir rapor hazırladığını, bu rapordaki sonuç ve tavsiyelerin özellikle “Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemeleri” bakımından net olduğunu ileri sürmüştür. Serdal Adalı ve Tayfur Havutçu hakkında karar veren İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi de böyle bir mahkemedir.
- Buna göre, UEFA’nın Beşiktaş’ı 2013/2014 Avrupa Ligi’nden men ederken dayandığı mahkeme kararı, BM Özel Raportörü’ne göre hâlen “adil yargılanma ve usul güvencelerine ilişkin insan hakları standartlarına uygun hâle getirilmesi gereken” bir soruşturmanın sonucudur. Beşiktaş, kendi temyiz layihasında ve TFF’deki karşı oy gerekçesinde gösterilen ağır eksiklikler dikkate alındığında, UEFA’nın böylesine sorunlu bir kararın yalnızca hüküm sonucuna dayanmasının kabul edilemez olduğunu savunmuştur.
- Beşiktaş’a göre UEFA’nın men kararı, kulübün dinlenilme hakkı ve madde 2.08’de açıkça öngörülen usul güvenceleri gibi temel korumaları ihlal etmiştir. UEFA, önündeki tüm olguları, bilgileri, delilleri ve özellikle Beşiktaş’ın sunduğu argümanları gerçekten dikkate alıp derinlemesine değerlendirmeliydi.
e. İspat standardı
- Beşiktaş’a göre UEFA, Avrupa futbolunda baskın konumdadır. Bu nedenle kararlarının öngörülebilir, makul, orantılı ve usul güvencelerine uygun olması gerekir. Kulübe göre UEFA’nın “comfortable satisfaction” gibi belirsiz, muğlak ve tam tanımlanmamış bir ispat standardı uygulaması kabul edilemezdir. Avrupa seviyesindeki futbol müsabakalarından men, fiilen kulübü uluslararası ticaretten dışlayan bir sonuç doğurduğundan, ispat standardı hem yüksek hem de açık olmalıdır. Beşiktaş bu nedenle standardın “makul şüphenin ötesinde” olması gerektiğini savunmuştur.
B. Davalı tarafın (UEFA’nın) pozisyonu
UEFA, cevap dilekçesinde ve duruşmada özetle şu görüşleri ileri sürmüştür:
a. Genel yaklaşım
UEFA’ya göre, Beşiktaş’ın eski yöneticileri ve kulüple bağlantılı kişiler, 11 Mayıs 2011 tarihli Türkiye Kupası finalinin sonucunu etkilemeye yönelik faaliyetlere karışmıştır. Bu nedenle, UEFA Avrupa Ligi Talimatı’nın 2.08 maddesi uyarınca kulübün turnuvaya kabul edilmemesi hukuka uygundur. UEFA, bu hükmün amacının müsabakanın dürüstlüğünü ve kamu güvenini korumak olduğunu savunmuştur.
b. İspat standardı
UEFA, uygulanacak ispat standardının “comfortable satisfaction” yani “rahat/ikna edici bir kanaat düzeyi” olduğunu savunmuştur. UEFA’ya göre bu standart, sıradan hukuk davalarındaki “olasılık dengesi”nden daha yüksek, fakat ceza hukukundaki “makul şüphenin ötesi” standardından daha düşüktür. UEFA, spor disiplin hukukunda özellikle şike gibi alanlarda bu standardın yerleşik olduğunu ileri sürmüştür.
c. TFF kararlarının bağlayıcı olmadığı iddiası
UEFA, TFF Etik Kurulu ve Disiplin Kurulu kararlarının CAS veya UEFA bakımından bağlayıcı olmadığını savunmuştur. UEFA’ya göre, kendi düzenlemeleri çerçevesinde bağımsız bir değerlendirme yapma yetkisi vardır. Bu nedenle TFF’nin beraat/aklama niteliğindeki kararları, UEFA’nın disiplin ve uygunluk değerlendirmesini ortadan kaldırmaz.
d. Ceza mahkemesi kararının önemi
UEFA, İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi kararının önemli bir delil olduğunu; her ne kadar CAS’ın ceza mahkemesi kararıyla mutlak biçimde bağlı olmadığı kabul edilse de, bu kararın ciddi ağırlık taşıdığını ileri sürmüştür. UEFA’ya göre, mevcut telefon kayıtları, temaslar ve olayların akışı birlikte değerlendirildiğinde kulübün bağlantılı kişileri üzerinden maçın sonucunu etkileme yönünde faaliyet bulunduğu sonucuna ulaşılabilir.
VII. Tarafların Talepleri
A. Beşiktaş’ın talepleri
Beşiktaş, CAS’tan özetle şu kararları istemiştir:
- UEFA Temyiz Kurulu kararının kaldırılması,
- Beşiktaş’ın 2013/2014 UEFA Avrupa Ligi’ne katılmaya uygun olduğunun tespiti,
- UEFA’nın yargılama giderleri ile Beşiktaş’ın masraflarını ödemesine karar verilmesi; buna alternatif olarak en az belirli miktarda katkı payı ödemesi.
B. UEFA’nın talepleri
UEFA ise CAS’tan:
- Temyizin reddini,
- UEFA Temyiz Kurulu kararının onanmasını,
- Beşiktaş’ın 2013/2014 UEFA kulüp müsabakasından dışlanmasını,
- Yargılama giderlerinin Beşiktaş üzerine bırakılmasını istemiştir.
VIII. CAS Yetkisi
- CAS önünde bir temyizin kabul edilebilirliği, CAS Kodu’nun R47 maddesi ışığında incelenir. Bu maddeye göre, bir federasyonun, derneğin veya sporla ilgili kuruluşun kararına karşı CAS’a başvurulabilmesi için, ilgili statü veya talimatların bunu öngörmesi ya da taraflar arasında özel bir tahkim anlaşması bulunması ve başvurucunun önceden mevcut iç hukuk yollarını tüketmiş olması gerekir.
- Somut olayda CAS’ın yargı yetkisi tartışmalı değildir. Bu yetki, UEFA Statüsü’nün 2012 baskısındaki 60 ila 62. maddelere ve UEFA Avrupa Ligi Talimatı’nın 30. maddesine dayanmaktadır. Ayrıca kulüp, 2013/2014 UEFA Kulüp Müsabakaları kabul formunu imzalarken de CAS yetkisini açıkça kabul etmiştir.
- CAS Kodu’nun R57 maddesi uyarınca hakem heyeti, hem vakıaları hem hukuku tam olarak gözden geçirme yetkisine sahiptir ve temyiz edilen kararın yerine kısmen veya tamamen geçen yeni bir karar verebilir.
IX. Uygulanacak Hukuk
- CAS Kodu’nun R58 maddesine göre, heyet uyuşmazlığı öncelikle ilgili federasyonun talimatlarına göre, bunların yokluğunda ise tarafların seçtiği hukuk düzenine; böyle bir seçim de yoksa federasyonun merkezinin bulunduğu ülke hukukuna göre çözer.
- Bu davada uygulanacak esas normlar UEFA düzenlemeleridir. Bunların yanında gerekli olduğu ölçüde İsviçre hukuku da dikkate alınabilir; zira UEFA’nın merkezi İsviçre’dedir.
X. Esasa İlişkin Değerlendirmenin Başlangıcı
Hakem heyeti, uyuşmazlığın merkezinde UEFA Avrupa Ligi Talimatı’nın 2.08 maddesinin nasıl yorumlanacağı sorusunun bulunduğunu belirtmiştir. Özellikle şu meseleler tartışılmıştır:
- Kulübün fiilen şikeye karışmasının ne anlama geldiği,
- Kulüp görevlilerinin veya kulübe isnat edilebilir kişilerin eylemlerinin kulübe yüklenip yüklenemeyeceği,
- Hangi ispat standardının uygulanacağı,
- UEFA’nın elindeki tüm olguların birlikte değerlendirilip değerlendirilmediği.
Kararda bu aşamada, hukuk kurallarının yorumunda yalnızca lafzi değil; sistematik, tarihsel ve amaçsal yorum yöntemlerinin de kullanılacağı vurgulanmaktadır. Heyet, tek bir yorum yönteminin diğerine üstün olmadığını, doğru sonuca normun bağlamı ve amacı dikkate alınarak ulaşılması gerektiğini belirtmiştir.
Madde 2.08’in CAS tarafından nasıl yorumlandığı, ispat standardı, TFF kararlarının neden yeterli görülmediği ve heyetin nihai gerekçesi.
Madde 2.08’in yorumu, TFF ve ceza mahkemesi kararlarının nasıl değerlendirildiği, delillerin analizi ve sonuç bölümü.
XI. Esasa İlişkin Değerlendirme
B. İspat standardı
- Hakem heyetine göre, somut olayda Türk makamlarının yürüttüğü önemli soruşturma çalışmasından yararlanılıyor olması, bu yargılamanın niteliğini değiştirmez. Mevcut yargılama özü itibarıyla özel hukuk / medeni niteliktedir. Heyet, Türk makamlarının topladığı unsurların CAS’ın kendi zorlayıcı soruşturma yetkileri sayesinde değil, tarafların iş birliği sonucu dosyaya sunulduğunu belirtmiştir. Bu nedenle, ceza yargılamasına özgü ispat standardının burada uygulanması kural olarak dışlanır.
- Bu sebeple heyet, mevcut uyuşmazlıkta uygulanacak ispat standardının “comfortable satisfaction” olduğuna karar vermiştir. Türkçe karşılığıyla bu, heyetin delillerden yeterli ölçüde ikna olması / rahat bir kanaate ulaşması standardıdır; ceza hukukundaki “makul şüphenin ötesinde” standardı değildir.
C. Davalı taraf, 2011 Türkiye Kupası finalinin sonucunu ayarlamaya veya etkilemeye yönelik bir faaliyete karıştı mı?
a. UEFA Avrupa Ligi Talimatı Madde 2.08’in yorumu
- Madde 2.08’in ilgili kısmı şöyledir:
“UEFA, elindeki tüm olgusal koşullar ve bilgiler temelinde, bir kulübün UEFA Statüsü m.50(3)’ün yürürlüğe girdiği 27 Nisan 2007’den bu yana ulusal veya uluslararası düzeyde bir maçın sonucunu ayarlamaya veya etkilemeye yönelik herhangi bir faaliyete doğrudan ve/veya dolaylı olarak karıştığı konusunda rahat bir kanaate varırsa, o kulübü müsabakaya katılmaya elverişsiz ilan eder.” - Heyet, öncelikle Madde 2.08’in esas amacının bir kulübü cezalandırmak değil, UEFA müsabakalarına katılım için uygunluk ölçütlerini ve koşullarını belirlemek olduğunu söylemiştir. Bu madde uygulanınca kulüp turnuvadan dışlanabiliyor olsa da, heyete göre hüküm disiplin cezası niteliğinde bir yaptırım hükmü değildir. Bunu UEFA Statüsü m.50(3)’ün “olası disiplin tedbirlerine halel getirmeksizin” ifadesi de doğrulamaktadır.
- Bununla birlikte heyete göre Madde 2.08, bir kulübün doğrudan veya dolaylı olarak şike faaliyetlerine karışmış sayılması için hangi fiillerin yeterli olduğunu tam olarak tanımlamamaktadır. Bu nedenle hükmün yorumlanması gerekir.
- Heyet, CAS içtihadı ve İsviçre hukukuna göre dört eşit yorum yönteminin bulunduğunu belirtmiştir:
- lafzi yorum,
- sistematik yorum,
- tarihsel yorum,
- amaçsal (teleolojik) yorum.
Hiçbir yöntem diğerine üstün değildir; amaç, normun bağlamı ve kanunun amacı gözetilerek en doğru sonuca ulaşmaktır.
130-132. Heyet, bu aşamada tarafların Madde 2.08’e ilişkin yorumlarını özetlemiştir. Beşiktaş, maddenin yalnızca gerçek şike faaliyetlerini kapsadığını; kulübe isnat edilebilen fiiller bulunması gerektiğini; ayrıca UEFA’nın bütün eldeki bilgileri dikkate alması gerektiğini savunmuştur. UEFA ise maddenin doğrudan veya dolaylı karışmayı geniş biçimde kapsadığını, resmi görevliler yoluyla doğrudan karışmanın yanı sıra, kulüple daha zayıf bağlantılı fakat sonucu etkilemeye dönük faaliyetlerin de bu kapsamda değerlendirilebileceğini savunmuştur.
- Heyet, olay tarihinde yürürlükte olan 2008 UEFA Disiplin Talimatı m.6 uyarınca, kulüplerin kendi oyuncularının, görevlilerinin, üyelerinin, taraftarlarının ve maçta kulüp adına işlev gören diğer kişilerin davranışlarından sorumlu olduğunu vurgulamıştır. Bu kusursuz sorumluluk ilkesi, Madde 2.08 ile birlikte değerlendirildiğinde, bu kişilerin eylemlerinin kulübe isnat edilebileceği anlamına gelir.
- Heyete göre 2008 Disiplin Talimatı m.5 uyarınca, bir maçın gidişatını veya sonucunu, UEFA’nın amaçlarına aykırı davranışlarla ve kendisi ya da üçüncü kişi lehine haksız menfaat sağlamak üzere etkilemeye elverişli hareketler, davranış ilkelerine aykırıdır.
- Heyet, kulübün doğrudan karışmasının, kulüp görevlileri veya kulüple bağlantılı diğer kişiler aracılığıyla, maçta yer alan kişileri yani oyuncuları veya hakemleri etkilemeye yönelik fiili bir müdahale ya da müdahale girişimi anlamına geldiğini belirtmiştir.
- Dolaylı karışma ise heyete göre, kulübün doğrudan bunu amaçlamamış olsa bile, kulübün farkında sayılacağı koşullar altında, bir maçın sonucunu sportif olmayan biçimde etkileyebilecek herhangi bir faaliyete kulübün dahil olmasıdır.
137-138. Heyet, “aimed at” yani “yönelmiş / hedeflemiş” ifadesinin, faaliyetin amacına ulaşmış olmasının ispatını gerektirmediğini söylemiştir. Girişimin başarılı olması veya ileri bir aşamaya varması şart değildir; teşebbüs yeterlidir. Ayrıca sonucu etkilemek, faaliyetin tek veya baskın amacı olmak zorunda da değildir.
- Bu nedenle heyete göre Madde 2.08’in uygulama alanı geniştir. İlk bakışta hukuka uygun görünen bir faaliyet bile, somut olayın tüm koşulları içinde, belirli bir maçın sonucunu etkileyebilecek nitelikteyse Madde 2.08’i ihlal edebilir. Heyet bu noktada, Beşiktaş’ın maddeyi yalnızca açıkça yasadışı şike faaliyetleriyle sınırlayan yorumuna katılmamıştır.
- Heyet, bu geniş yorumun CAS içtihadındaki “şikeye karşı sıfır tolerans” yaklaşımıyla da uyumlu olduğunu belirtmiştir.
b. Madde 2.08 bakımından hangi delillere dayanılabilir?
- Heyet, Madde 2.08’in dikkate alınabilecek delili, “UEFA’nın elindeki tüm olgusal koşullar ve bilgiler” olarak tanımladığını vurgulamıştır. Aynı hüküm ayrıca UEFA’nın ulusal veya uluslararası spor merciileri, tahkim heyetleri ya da devlet mahkemelerinin kararlarına dayanabileceğini, ancak onlarla bağlı olmadığını belirtmektedir.
- UEFA Temyiz Kurulu kararında, ceza mahkûmiyetinin tek başına otomatik kanıt sayılmayacağı, fakat kulüp temsilcilerinin yetkili bir ceza mahkemesi tarafından şike nedeniyle mahkûm edilmiş olmasının güçlü delil teşkil ettiği ifade edilmiştir.
- Ancak heyet, UEFA Temyiz Kurulu’nun TFF Etik ve Disiplin Kurullarının incelemelerine ve kararlarına atıf yapmadığını kaydetmiştir.
144-145. Beşiktaş, UEFA’nın hem BM Özel Raportörü’nün Türkiye’de adil yargılanma standartlarına ilişkin eleştirilerini, hem de TFF kurullarının gerekçeli kararlarını yeterince değerlendirmediğini savunmuştur.
- Heyet, CAS 2010/A/2172 doğrultusunda, UEFA’nın şike vakalarında bir devlet mahkemesinin bulgularına dayanmasının meşru olduğunu kabul etmiştir. Sporun bütünlüğünü korumak için spor otoritelerinin böyle kararlardan yararlanabilmesi önemlidir.
- Bununla birlikte heyete göre UEFA, önündeki çeşitli kararlar arasında hangisine neden dayandığını ve diğerlerine neden dayanmadığını gerekçelendirmek zorundadır.
- Ayrıca heyet, sporun bütünlüğünü koruma mücadelesinin sürat gerektirdiğini; UEFA veya CAS’ın, devlet yargılamaları tüm iç hukuk yolları tüketilene kadar sonuçlansın diye beklemek zorunda olmadığını belirtmiştir. Ancak henüz kesinleşmemiş kararlar kullanılırken daha dikkatli olunmalıdır. İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi kararı da o aşamada kesinleşmiş değildi.
- Heyete göre UEFA Temyiz Kurulu, ceza mahkemesi kararına kısaca atıf yapmış; fakat TFF kurullarının neden yanlış olduğunu, özellikle delil değerlendirmeleri açısından neden isabetli bulunmadığını açıklamamıştır.
- Bu nedenle heyet, Madde 2.08’in başka makamların kararlarına dayanma imkânının, UEFA’ya hiç inceleme yapmadan körü körüne bir karara dayanma yetkisi vermediğini söylemiştir. Deliller UEFA’nın elindeyse, bunların ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
- Bu sebeple heyet, kendi kararında önündeki tüm mevcut delilleri dikkate alacağını ve devlet makamları ile spor makamlarının önceki kararlarına özel dikkat göstereceğini belirtmiştir.
c. Mevcut deliller Madde 2.08’in devreye girdiğini göstermektedir
i. Beşiktaş, sonucu ayarlanmış bir maçtan yarar sağlayabilecek konumdaydı
- Heyet, CAS 2010/A/2267 içtihadına atıfla, kulüp görevlilerinin bir maçı ayarlayıp ayarlamadığını değerlendirirken, kulübün o maçı kazanmaktan sağlayacağı menfaatin kapsam ve niteliğinin dikkate alınmasının yerinde olduğunu belirtmiştir.
153-154. O dönemde Avrupa kupalarına katılım hem sportif hem mali açıdan çok önemliydi. Kupa finali öncesinde Beşiktaş’ın lig yoluyla Avrupa kupalarına katılımı kesin değildi. Buna karşılık Türkiye Kupası finalini kazanmak, kulübe 2011/2012 Avrupa Ligi bileti sağlayacaktı. Heyet, bu nedenle Beşiktaş’ın finali kazanmada ciddi sportif ve finansal menfaati bulunduğunu kabul etmiştir.
- Heyet, bunun tek başına sonucu etkileme girişiminin ispatı olmadığını; fakat dikkate alınması gereken ilgili bir unsur olduğunu belirtmiştir.
ii. Maçın sonucunu etkilemeye yönelik bir girişim vardı
- Taraflar arasında, Yusuf Turanlı’nın kulüp görevlileriyle yürüttüğü görüşmeler çerçevesinde oyuncularla temas kurduğu; onlara sözde transfer tekliflerinden söz ettiği ve maçta tam kapasiteleriyle oynamamaları yönünde telkinde bulunduğu hususu tartışmalı değildir.
- Heyet, maçtan önceki günlerde Turanlı ile oyuncular arasındaki iletişimi ayrıntılı biçimde incelemiş ve Turanlı’nın oyunculara maçta iyi oynamamalarını söyleyerek maçın sonucunu etkilemeye çalıştığının ortaya çıktığını belirtmiştir. Turanlı, oyunculara transferin Beşiktaş ile kararlaştırıldığını, sözde mutabık kalınan şartları aktardığını ve Beşiktaş’ın maçı kazanmasının kendi çıkarlarına olacağını, çünkü kulübün böylece Avrupa Ligi’ne katılacağını anlattığını söylemiştir.
- Turanlı, ayrıca kendi başına hareket etmediğini; kulübün bazı temsilcileriyle iş birliği içinde olduğunu oyunculara iletmiştir.
- Beşiktaş ise Turanlı’nın bunu tamamen kendi inisiyatifiyle yaptığını; UEFA ise kulüp görevlilerinin talebiyle hareket ettiğini savunmuştur.
iii. Beşiktaş temsilcileri ile Yusuf Turanlı arasındaki iletişim ve toplantılar
- Heyetin elindeki ilk görüşme, 4 Mayıs 2011 saat 14.20’de Tayfur Havutçu ile Yusuf Turanlı arasında yapılan telefon konuşmasıdır. Bu görüşmede Kemal Tokak’ın olası transferi konuşulmuş; ardından İbrahim Akın ve İskender Alın hakkında “kesinlikle istiyorlar” şeklinde ifadeler kullanılmış; sözleşmelerinin bitip bitmediği sorulmuş; oyuncularla konuşulması istenmiş; daha sonra da Havutçu “bunun bu maçla hiçbir ilgisi yok” demiştir.
- 6 Mayıs 2011’de Ahmet Ateş, ertesi gün kulüp temsilcileriyle Turanlı arasında toplantı ayarlamak için Turanlı’yı aramıştır. Ateş, Turanlı’nın toplantıya yalnız gelmesini özellikle belirtmiştir.
162-163. 7 Mayıs 2011’de Bursa’da, Serdal Adalı, Zülfikaroğlu ve Yusuf Turanlı arasında bir toplantı yapılmıştır. Zülfikaroğlu’nun yazılı beyanına göre toplantı, Galatasaray’ın oyuncuları almak için baskı yaptığı söylendiğinden acil organize edilmiştir ve toplantıda oyuncuların, özellikle de Holosko-Akın takası çerçevesinde transferi konuşulmuştur.
164-165. 9 Mayıs 2011’de ikinci bir toplantı yapılmış; bu toplantı öncesi Ahmet Ateş ile Turanlı arasındaki konuşmada “güvenli bir yerde, kimsenin görmeyeceği şekilde buluşalım” anlamına gelen ifadeler yer almıştır. Beşiktaş tarafına göre bu toplantıda da transfer bedeli konuşulmuş ve Akın’ın Holosko karşılığında takas edilmesi düşünülmüştür.
166-168. 9 Mayıs akşamı Havutçu ile Turanlı arasında bir telefon görüşmesi daha olmuş; Turanlı “her şey yolunda, rahat ol” demiştir. Maç günü 11 Mayıs 2011’de yapılan başka bir görüşmede ise İskender Alın’ın oynayacağı konuşulmuş ve “bırak oynasın” denmiştir.
169-170. Beşiktaş, bu iletişim ve toplantıların transfer amaçlı olduğunu; Mart sonundan beri transfer listesi bulunduğunu ve daha önce de çok sayıda telefon görüşmesi yapıldığını ileri sürmüş; TFF Etik ve Disiplin Kurullarının da bu çerçevede kulüp görevlilerini akladığını savunmuştur.
- Ancak heyete göre Havutçu ile Turanlı arasındaki telefon görüşmelerinde kullanılan dil şüphelidir. Heyet, bu konuşmalarda bir kez dahi açıkça “transfer” kelimesinin kullanılmamasını özellikle dikkat çekici bulmuştur.
- Heyet ayrıca, o tarihte geçici teknik adam konumunda olan Havutçu’nun, kendi teknik direktörlük geleceğini de etkileyecek böylesine kritik bir final maçı öncesinde, ertesi sezon oyuncu transferi konusunda bu kadar gergin görünmesini de garip bulmuştur.
- Bunun yanında kulüp temsilcileri ile Turanlı arasındaki toplantılar, heyete göre gizlilik havası içinde yürütülmüştür. Tarafların saklayacak bir şeyi yoksa neden bu kadar tedbirli davranıldığı anlaşılmamaktadır.
- Heyet, yolsuzluğun doğası gereği gizli yürütüldüğünü; telefon konuşmalarında doğrudan kelimelerden kaçınılmasının ve toplantıların özel ortamlarda yapılmasının şike vakalarında beklenen bir durum olduğunu belirtmiştir.
- Heyet, gerçekten samimi transfer teklifleri bulunduğu tezini kabul etmeye hazır olabileceğini; ancak bunun için
i) oyuncuları içeren bir transfer listesinin gerçekten Havutçu’dan Adalı’ya iletildiğinin,
ii) 4 Mayıs öncesindeki çok sayıdaki telefon görüşmesinin gerçekten bu transferler hakkında olduğunun
kanıtlanması gerektiğini söylemiştir. Heyete göre Beşiktaş bu noktada ispat yükünü yerine getirememiştir.
176-178. İddiaya konu transfer listesi dosyaya sunulmamıştır. Bu listenin varlığına dair tek dayanak, kulübün mevcut veya eski temsilcilerinin beyanlarıdır. Heyet, bu kişilerin kulüple yakın bağları ve bizzat suçlanan kişiler arasında olmaları nedeniyle beyanlarının ihtiyatla değerlendirilmesi gerektiğini söylemiş; somut belge bulunmadığı için bu delili dikkate almamıştır.
179-182. Heyet, 29 Mart ile 4 Mayıs arasında Havutçu ile Turanlı arasında 50’den fazla telefon görüşmesi yapıldığının kanıtlandığını kabul etmiştir. Ancak bu görüşmelerin içerikleri dosyaya sunulmamıştır. İspat yükü Beşiktaş’ta olduğu için, bu içeriğin heyete verilmesi gerekirdi. Etik Kurulu üyesi Prof. Dr. Burak Oder, bu konuşma içeriklerinin Etik Kurulu dosyasında bulunduğunu söylemiş; fakat neden CAS’a sunulmadığına Beşiktaş tarafı tatmin edici açıklama yapamamıştır.
183-185. Heyet ayrıca, olayın merkezindeki kişi olan Yusuf Turanlı’ya soru sormak istemiştir. Buna karşın Beşiktaş, Turanlı’yı tanık göstermemiş; onun Etik Kurulu’ndaki sözlü beyanının yeterli olduğunu ileri sürmüştür. Heyet bu yaklaşımı kabul etmemiştir. Çünkü Turanlı, Etik Kurulu önünde oyunculara eksik oynamalarını söylediğini de dâhil olmak üzere birçok usulsüzlüğü inkâr etmiştir ve Beşiktaş da bunun doğru olmadığını kabul etmektedir. Üstelik tanık güvenilirliğini takdir etmek heyetin görevidir, tarafların değil.
- Sonuç olarak heyet, oyuncuların transferine ilişkin tekliflerin Mart 2011’de başladığının ve maçtan önceki hafta yoğunlaşan görüşmelerin gerçekten samimi transfer pazarlıkları olduğunun ispatlanamadığı kanaatine varmıştır.
iv. Diğer ilgili unsurlar
- Heyet, maçtan önceki haftadaki faaliyetlerin maç sonucunu etkilemeye yöneldiği yönünde UEFA’nın pozisyonunu destekleyen başka unsurlar da bulunduğunu belirtmiştir.
Zamanlama:
Heyete göre, oyuncuların mevcut kulübüne karşı oynanacak böylesine kritik kupa finalinden hemen önce, sırf gerçek transfer amacıyla ve başka bir gizli amaç olmadan bu adımların atılmış olması inandırıcı değildir. Görüşmeler basit bir ön yoklamayı aşmış, güvence arayan tekrarlı aramalar ve toplantılar yapılmıştır. Tartışmaların esas yoğunluğu, finalin tarafları belli olduktan sonra ortaya çıkmıştır. Üstelik transfer dönemi Haziran’dan önce açılmayacaktı ve oyuncuların kulübüyle henüz temas bile kurulmamıştı; dolayısıyla maçtan önce bu kadar acele edilmesini gerektiren tutarlı bir neden yoktu. Heyete göre oyuncuları gerçekten almak isteyen bir kulüp, böylesi bir bağlamda rakip takımın iki oyuncusuyla her türlü teması maç sonrasına bırakırdı.
Kulüp başkanının Etik Kurulu önündeki ifadesi:
188-194. Dönemin kulüp başkanı Yıldırım Demirören’in Etik Kurulu’ndaki ifadesine heyet önem vermiştir. Demirören, Schuster’in istifasından sonra Havutçu’ya bir şans verildiğini, fakat onunla hemen sözleşme yapılmadığını; Türkiye Kupası kazanıldıktan sonra Havutçu ile sözleşme imzalandığını söylemiştir. Ayrıca Adalı’nın transferlerden sorumlu olduğunu, ancak transfer görüşmeleri belli bir düzeye gelince kendisinin bilgilendirildiğini belirtmiştir. İbrahim Akın hakkında ise “transfer komitesi onunla anlaşsa bile ben kesinlikle almazdım” anlamına gelen bir ifade kullanmıştır. İskender Alın’ı ise bilmediğini söylemiştir. Heyete göre bu beyan, özellikle Akın’ın ve kısmen Alın’ın transferinin kulüp bakımından gerçekçi bir seçenek olmadığını göstermektedir. Aynı ifade, Havutçu’nun kupa finalini kazanmada kişisel olarak da çok güçlü çıkarı bulunduğunu ortaya koymaktadır; çünkü kulüp onunla sözleşme imzalamayı bu galibiyete bağlamıştır.
İBB Spor’la maçtan önce temas kurulmamış olması ve transferlerin sonradan bırakılması:
195-197. Taraflar, maçtan önce İBB Spor’la temas kurulmadığı konusunda hemfikirdir. Beşiktaş, transfer penceresi açılmadan kulüple müzakere yapılmayacağını söylemiştir. Ancak Adalı’nın 23 Mayıs ile 1 Haziran 2011 arasında İBB Spor Başkanı’nı üç kez aradığı kabul edilmiştir. 1 Haziran’daki görüşmede Akın’ın transferi konuşulmuş; Alın ise artık listeden düşmüştür. İbrahim Akın transferi de nakit yüksek bedel istendiği gerekçesiyle sonradan terk edilmiştir. Heyete göre bu tablo da Beşiktaş’ın savunmasını güçlendirmemektedir.
Oyuncular veya Turanlı’dan tanık getirilmemesi:
198-200. Heyet, Beşiktaş’ın kulüple ilişkili olmayan hiçbir tanık getirmemesini dikkat çekici bulmuştur. Ne oyuncular ne Turanlı ne de üçüncü kişiler tanık olarak sunulmuştur. Ceza mahkûmiyeti ortadayken ve kulüp görevlilerinin bunlarla ilgisi olmadığı savunulurken, bu alternatif anlatıyı destekleyecek tanıkların Beşiktaş tarafından getirilmesi gerekirdi. Heyet özellikle Turanlı’ya soru sormak istemiştir.
Turanlı’nın neden yalan söylemiş olabileceğine dair inandırıcı sebep bulunmaması:
201-204. Heyete göre, Turanlı’nın kulüp görevlilerinin talebi olmaksızın neden böyle davrandığına dair inandırıcı ve kanıtlı bir alternatif açıklama ileri sürülememiştir. Beşiktaş da en fazla “spekülasyon” yapabildiğini kabul etmektedir. Eğer Turanlı kulüp görevlilerinin isteği dışında hareket etmiş olsaydı, uzun zamandır tanıdığı Havutçu’ya da, temsil ettiği oyunculara da yalan söylemiş olurdu; bu da her iki tarafta da güvenini kaybetmesine yol açardı. Ayrıca diğer büyük kulüplerin de oyuncularla ilgilendiği iddia edildiğinden, oyuncuların transferinden komisyon alma ihtimali zaten vardı.
Ağır Ceza Mahkemesi kararı:
205. Heyet, devlet mahkemesi kararına münhasıran dayanmanın yeterli olmadığını tekrar etmiş; fakat bu kararın hiç işlevsiz de sayılamayacağını belirtmiştir. Devlet mahkûmiyeti, disiplin sürecinin başlatılmasını haklı gösterebilir; ayrıca federasyonun kendi değerlendirmesini destekleyen, doğrulayan veya tamamlayan bir delil göstergesi olarak kullanılabilir. Heyete göre İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi kararı, UEFA Temyiz Kurulu kararının doğruluğunu destekleyen bir delil göstergesi olarak bu şekilde kullanılabilir.
XII. Sonuç
- Yukarıdaki tüm değerlendirmeler ışığında heyet, kulübün iki görevlisinin faaliyetleri aracılığıyla Beşiktaş’ın, maçın sonucunu etkilemeye yönelik faaliyete doğrudan ve/veya dolaylı olarak karıştığı konusunda rahat bir kanaate ulaştığını belirtmiştir. Bu nedenle UEFA’nın, Madde 2.08 uyarınca Beşiktaş’ı 2013/2014 UEFA Avrupa Ligi’ne katılmaya elverişsiz ilan etmeye yetkili olduğu sonucuna varılmıştır.
- Buna bağlı olarak, kulübün UEFA Temyiz Kurulu kararına karşı yaptığı temyiz reddedilmiş, itiraz edilen karar onanmıştır.
XIII. Masraflar
- CAS Kodu R65.3 maddesine göre her taraf kendi tanık, uzman ve tercüman masraflarını karşılar; heyet ayrıca kazanan taraf lehine hukuki masraflara katkı kararı verebilir.
- Ancak heyet, Beşiktaş’ın temyize gitmesinde belli ölçüde anlaşılabilir bir zemin bulunduğunu kabul etmiştir. Çünkü kulüp, biri Türk ceza mahkemeleri, diğeri TFF’nin bağımsız hukuki mercileri olmak üzere iki saygın makamdan gelen çelişkili kararlarla karşı karşıyaydı. Ayrıca yargılamanın sportif sonuçları kulüp açısından çok ağırdı. Bu nedenle heyet, davanın sonucu Beşiktaş aleyhine olsa da, bu başvurunun makul ve meşru sebeplerle yapıldığı kanaatine varmış; bu özel koşullarda her tarafın kendi masrafını kendisinin taşımasına karar vermiştir.
Hüküm Fıkrası
Spor Tahkim Mahkemesi şu şekilde hüküm kurmuştur:
- Beşiktaş Jimnastik Kulübü tarafından 24 Temmuz 2013 tarihinde, UEFA Temyiz Kurulu’nun 11 Temmuz 2013 tarihli kararına karşı yapılan temyiz reddedilmiştir.
- UEFA Temyiz Kurulu’nun 11 Temmuz 2013 tarihli kararı onanmıştır.
- Karar, CAS tarafından alınan 1.000 İsviçre Frangı tutarındaki Mahkeme Bürosu harcı dışında masrafsız verilmiştir; bu harç Beşiktaş tarafından ödenmiş olup CAS tarafından alıkonulmuştur.
- Taraflardan her biri, bu tahkim yargılamasıyla bağlantılı kendi giderlerini kendisi karşılayacaktır.
- Diğer tüm talepler reddedilmiştir.
Tahkim yeri: Lozan, İsviçre
Hüküm kısmı tebliğ tarihi: 30 Ağustos 2013
Karar tarihi: 23 Ocak 2014
CAS 2013/A/3258 Beşiktaş Jimnastik Kulübü v. UEFA karar orijinal metni. >>> besiktas_cas
Serdal Adalı; İnsan bu kadar kolay satılmaz. Benim için Yıldırım Demirören bitmiştir






